https://www.youtube.com/watch?v=3ebJfgnHfpk
Yalçın Koç Anadolu Mayası
Anadolu coğrafyasındaki varlığımızın tehlike altında olduğu bu dönemde, daha berrak ve isabetli düşünmek amacıyla bu yazıyı ele alıyoruz. Anadolu coğrafyasındaki varlığımızın dayanağı olan "Anadolu Mayası" üzerinde duracağız. Anadolu Mayası'nın esasları, varlık, birlik ve kardeşlik ilkeleridir. Ancak, bu mayanın iki önemli düşmanı vardır: Anadolu'da hâlâ süregelen Vahabi damarı ve Grek-Latin kilisesidir.
Anadolu Mayası'nı anlamak ve bu mayaya tutunmak, yok olma tehlikesinden kurtulmanın yollarıdır. Bu maya, cümle varlıkların birliğini ve kardeşliğini esas alır. Bu konuları açmak ve tartışmak, Anadolu coğrafyasındaki varlığımızı korumak için hayati öneme sahiptir.
"Maya" kelimesi, dilimize Farsçadan geçmiş olup, asıl, öz anlamlarını içerir. Maya, süte çalınarak yoğurt oluşturan unsurdur ve yoğurdun özüdür. Maya, mayalanma sürecinde, mayaladığını tek bir şey olarak bir arada tutan esastır. Bu nedenle, maya kültür kavramıyla karşılanamaz; kültür, maya kavramını örtemez ve kuşatamaz. Kültür, Latince kökenli bir kelimedir ve bir şeyin yetiştirilmesi amacıyla bir ortamın hazırlanmasını ifade eder. Ancak, maya kavramı, kültürden farklı olarak, içsel bir dönüşümü ve birliği temsil eder.
Kültür, dışsal koşullara bağlı bir düzeni ifade ederken, maya, içsel birliği ve özün korunmasını esas alır. Maya, mayalayarak kendine dönüştürdüğü şeyin birliğini sağlar ve onu bir bütün olarak tutar. Kültür kavramı ise, dışsal esaslı bir düzeni ifade eder ve bu nedenle birlik fikrini tam anlamıyla kuşatamaz.
Anadolu Mayası, Türklerin Anadolu coğrafyasını dönüştürdüğü ve ona asli bir kimlik verdiği bir süreçtir. Bu kimlik, kültürel bir mozaik değildir; Anadolu Mayası ile mayalananlar, bu mayanın birliğine tabidir ve kimliklerini bu mayadan alırlar. Anadolu Mayası'nın verdiği bu kimlik, Anadolu coğrafyasının her yerinde ve her şeyinde ortaya çıkar.