https://x.com/KIZILELMA_VATAN/status/1787168834761195796
''DEŞİFRE OLAN GİZLENMİŞLER''
Masonların ve Sabetayların CHP ve bürokraside köşe başlarını tutması, hem parti içerisinde hem de devlette rahatsızlıklara yol açtı.
Masonlarla bir kavga çıkması beklenirken, ilk kavga Sabetaylarla çıktı.
Bir Sabetay olan Karakaşzade Rüştü, kendi topluluğu Sabetay dönmelerinin içerisindeki bir grubun bu ülkeye düşman olduklarını devletine ihbar etti.
Atatürk’e ve TBMM’ye mektup yazıp, “İçimizde bir grup bir türlü Türkiye ve Türklerle asimile olmuyor.
Onlar yaşadıkları ülkede kendi nizamlarını kurmak istiyorlar. Onların Türklere asimilesi sağlanmalıdır.
Bu yapılmadığı takdirde bu kesim Türk milletinin başına bela olacaktır.” dedi.
Bugün yaşadıklarımıza bakarak; Karakaşzade ’nin bu ihbarında ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı.
Karakaşzade Rüştü’nün ihbar mektubuyla birlikte, gazetelerde Sabetaylarla Sabetay olmayanlar arasında karşılıklı hakaretlere varan yazılar çıkmaya başladı.
İş dallanıp budaklanınca, M.Kemal iki tarafa da haber gönderip İstiklal Mahkemesi tehdidiyle kavgayı noktaladı.
1925 yılından itibaren bu kez Masonluğa karşı tepkiler yükselmeye başladı. Bu tepkiler dini açıdan gelen tepkiler değil, devletin ve iktidarın gücünü paylaşma tepkileriydi…
Aslında Masonlarla savaşı, M.Kemal ’in yakın adamlarından Mahmut Esat Bozkurt başlattı.
Peki Kim bu Mahmut Esat Bozkurt ?
1911 yılında İstanbul Hukuk Mektebini bitirdi, İsviçre’de (Lozan ve Freiburg Üniversiteleri) “Osmanlı Kapitülasyonları Rejimi” üzerine verdiği tezle Hukuk Doktoru unvanını kazandı.
Mahmut Esat, dönemin adliye bakanıdır.
Laik hukuk sisteminin ve Medeni kanunun mimarıdır. Bugün yürürlükte olan pek çok yasa onun elinden çıkmıştır.
1926 yılında Ege denizinde Türk gemisi “Bozkurt” ile Fransız gemisi “Lotus ”un çarpışmalarının Adalet Divanında görülen davasında Türk tarafını temsil etti.