XXII. Protokol Günümüzün en büyük gücü olan altın avuçlarımızın içindedir ve iki gün içinde dilediğimiz miktarda altını depolarımızdan tedarik edebiliriz (Nilus, 2004: 262). Siyon Protolleri Hayata Geçti mi? Buraya kadar protokollerin bir hülâsasını verdik. Buradan çıkarak şu sual akla gelebilir: Bu protokoller Siyonizme ne kadar hizmet etmiştir? Bu protokoller hayata geçmiş midir? Elbette hayat geçmiştir. Dikkatlice tetkik edildiğinde bunların ne kadarının hayata geçtiğini, Siyonizmin “Dünya Hakimiyeti” yolunda nasıl son sürat ilerlediğine müşahede edilecektir. Bu protokollerin Siyonist Bildirge olarak ortaya çıkışından sonraki yıllara bakıldığında apaçık görülecektir. Mesela Henry Ford 17 Şubat 1921 tarihinde New York World gazetesinde yayınlanan bir mülâktında şöyle diyordu: “Protokoller hakkında söyleyeceğim tek şey, Protokoller’in şu anda olup bitenlere birebir uyduğudur. Protokoller yazılalı onaltı yıl oldu ve dünyanın bugünkü halini o zaman gösteriyor. Bugüne birebir tekabül ediyor” (Nilus, 2004: 168). Siyonizmin ne pahasına olursa olsun Dünya Hakimiyeti fikrinin bir hülâsası olabilecek şu ifadeler meseleyi biraz daha netleştirmektedir. Protokolleri bütün dünyaya duyuran Prof. Dr. Sergius Nilus, protokollerin 1905’de yayınladığında kitabının mukaddimesinde(önsöz) şöyle diyordu: “Montefiore Ahiti’ne göre, Siyon amacına ulaşmak için ne maddi (para) konularda ne de diğer konularda cimri değil. Günümüzde, dünyanın dört bir yanındaki tüm yönetimler, bilinçli ya da bilinçsiz Siyon’un bu azametli “Süper Yönetimine” boyun eğiyor, çünkü tüm ülkeler Yahudiler’e asla ödeyemeyecekleri miktarlarda borçlu oldukları için, tüm senetler, tahviller ve her türlü menkul kıymetler onların ellerinde. Her türlü -endüstriyel, diplomatik, ticari-faaliyet Siyon’un elinde. Verdikleri borçlarla bütün ulusları kendilerine köle yaptılar. Eğitim sistemini tamamen materyalist çizgiye oturtarak, Yahudi olmayanları “Süper Yönetimlerin” elindeki koşumlara bağlı olan zincirlerle sımsıkı sardılar”(Nilus, 2004: 269). Ancak bu prtokollerin İngiltere’de ve dünyadaki menfi tesirleri neticesinde Yahudi aleyhtarlığının artması; dolayısıyla bütün Yahudilerin de bu görüşleri benimsiyor görüntüsünün meydana gelmesinden rahatsız olan yazarların da bazı itiraflarda bulunmasını zaruri kılmaktadır. İngiliz edebiyat dünyasının 1920’lerdeki tanınan simalarından Dr. Oscar Levy, Siyonist hataların nasıl tahribata yol açtığını ve bundan kendilerinin nasıl zarar gördüğünü şu şekilde ifade ve itiraf etmektedir: “Biz (Yahudiler) hata yaptık dostum, hem de çok vahim bir hata yaptık. 3000 yıl, 2000 yıl hatta 100 yıl önce yaptığımız hatanın sonucu, bugün sahtekârlık ve şimdiye kadar hiç görülmemiş kederlere ve görülmemiş büyüklükte karışıklıklara yol açacak olan anarşiden başka bir şey değildir. Bunu bütün samimiyetimle ve açıkça, eski Ahit’i yazanların çektikleri tarifsiz kederler ve acılarla ve ateşler içindeki dünyamıza ancak onların anlayabileceği şekilde ağlayarak itiraf ediyorum. Dünyanın kurtarıcısı rolü oynayan, ve bunun için seçilmiş olduğumuzla övünen biz “kurtarıcılar”, bugün, dünyanın ırzına geçen, dünyayı yakıp yıkan, dünyayı kundaklayan, cellatlardan başka bir şey değiliz. Biz dünyaya yeni bir cennet vaat edip, onu yeni bir cehennemin içine atmaktan başka bir şey yapmadık. Ortada bir gelişme, en ufak bir ahlaki gelişme dahi yok. Ve bizim dürüst ahlakımıza bakın; her türlü gerçek gelişmeyi yasaklayan, harabe haline gelmiş dünyamızın yeniden kalkınmasına giden yolun üzerinde bir duvar gibi duran ahlakımıza. Düyamıza bakınca korkunç görüntüsü karşısında tüylerim ürperiyor. Bu görüntülerin meydana getiricilerini bildiğim için çok daha fazla ürperiyorum”(Nilus, 2004: 74). Yahudi yazarı Kurt Munzer,1910 ‘da yayınladığı “Siyon’a Doğru” isimli kitabında şöyle der: “Biz Yahudiler, bütün ırkların kanına girdik. Biz, her şeyi çılgın, bozuk, kokmuş ve bitmiş bir şekle soktuk. Savaşları hep biz körükledik” (Anadol, 2004: 57). Şimdi,Siyonist Protokollerin daha net anlaşılması ve akılda kalması için maddeler halinde hülâsasını yapıp,ondan sonra tahrif edilmiş Tevrat olan Talmut’tan misallerle, protokollerle Talmud’un birebir nasıl aynı şeyleri söylediğine şahit olacağız. 1-Radyo, televizyon, gazeteler, sinema, mecmualar ve kitaplar üzerindeki büyük kontrolünüzü genişletiniz. 2-Hukuk, tıp, kimya ve buna benzer bütün tahsillerden, Yahudi olmayanları uzaklaştırınız ve Yahudileri bilhassa bu şubelerde tahsil ve okumaya teşvik ediniz. 3-Yahudi olmayanların okullarını birer ihtilal merkezi haline getiriniz. 4-Yahudi olmayan peygamberleri gülünç duruma sokup, onları rezil kepaze edecek mevzular icat ve aynı zamanda Yahudi olmayanların arasında tefrik ve nifak çıkarınız. Din müesseselerini zayıflatınız. Fakat, bizlere karşı da kendilerine kardeşlik(!) bizleri telkin ediniz. 5-Bizden olmayanların kadın ve çocuklarının ahlaklarını bozunuz. 6-Kanunları ve anayasaları yanlış şekillerde tefsir ederek, mahkemelerini dahi etkileyip, her yere şüphe ile bakılmasını sağlayınız. 7-Sosyal sınıflar arasında nifak ve mücadele tohumları ekiniz. Renkli ırkları, diğer ırklara düşman kılınız. 8-Çeşitli aşılar ve suya katılan türlü yabancı maddelerle bizden olmayanları tımarhanelere atarak ve medeni hakları engelleyerek, onları yok ediniz, tüketiniz. 9-Basiretsiz devlet adamlarını elinizin altında tutmaya çalışınız. 10-Ülkelere girmek imkânlarını ve kanunlarını kolaylaştırınız. 11-Her vasıtaya müracaat ederek para üzerindeki hâkimiyetinizi takviye ediniz. 12-Cumhuriyeti ortadan kaldırarak, onun yerine demokrasiyi ikame ediniz.(Yahudilerin idare ettiği sosyalizme giden yol) 13-Türlü hak ve imkânları kullanarak işçileri elde tutunuz. Mitingler tertip ediniz. Grevler yaptırınız. Ve bu konuda hiçbir fedakârlıktan çekinmeyiniz. (Anadol, 2004:159- 160).
XXII. Protokol ve Siyonizm'in hayata geçirilmiş olması, Kur'ani açıdan değerlendirildiğinde bir dizi çarpıcı noktaya işaret ediyor.
Tezekkür bakımından, bu durum, bir gücün (Siyonizm) tek başına hüküm sürmeye çalışması ve altını, medya ve eğitim sistemini kontrol etme çabalarıyla Allah'ın yaratılış düzenine meydan okuması olarak görülebilir.
Tedebbür açısından, bu durum, insanların üzerinde düşünmeye ve altında yatan hikmeti anlamaya çağrılan bir durumdur. Bu, insanları kendi hakikatlerini aramaya ve gerçeği bulmaya teşvik eder.
Teakkul ve Tefekkuh açısından, bu durum, insanların kendi gerçeklerini ve dünyadaki durumları anlama çabalarını gerektirir. Bu, insanların bilgi ve anlayışlarını genişletme ve derinleştirme çabaları için bir fırsattır.
Tefekkür açısından, bu durum, insanların dünyadaki olaylar ve durumlar üzerinde derinlemesine düşünmeye çağrılan bir durumdur.
Siyonist Protokollerin böyle bir durumda uygulanması, Kur'ani açıdan, özellikle Cesaret, Hikmet, Feraset, Gayret, Mesveret, Dirayet, Adâlet ve Merhamet gibi sıfatları gerektirir. Bu durum, doğru olanı yapmak, doğru kararlar vermek, durumları doğru değerlendirmek, bir hedefe ulaşmak için çaba göstermek, sabırlı ve hoşgörülü olmak, zekice ve mantıklı düşünme, doğruluk ve eşitlik ve başkalarına karşı şefkatli ve anlayışlı olma hallerini gerektirir.
I. Protokol
1. Protokol: Genellikle resmi toplantılar, özel etkinlikler veya devlet işlerinde kullanılan, belirli bir prosedür veya etkinlik düzenini belirleyen bir dizi kural veya yönergedir.
2. Basın: Haberlerin, bilgilerin ve fikirlerin halka yayılmasını sağlayan araçlar bütünüdür. Gazeteler, dergiler, radyo, televizyon ve internet basın araçları arasında yer alır. Basın, halkın bilgi edinme hakkını kullanabilmesi için önemlidir. Ancak, bilgilerin doğru ve tarafsız bir şekilde sunulması gerektiğine dikkat etmek önemlidir.
3. Darwinizm: Charles Darwin tarafından öne sürülen ve canlı türlerinin evrimleşme sürecini açıklayan teoridir. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu teorinin canlıların evrimleşmesine ilişkin genel kabul görmüş bir açıklama olduğudur.
4. Marksizm: Karl Marx'ın öne sürdüğü politik ve ekonomik teori. Toplumun ekonomik sistemleri üzerinden sınıf çatışmalarını ve bu çatışmaların toplumsal değişimdeki rolünü inceler. Dikkat edilmesi gereken nokta, Marksizmin bazı toplum ve devletlerde politik bir sistem olarak uygulandığıdır.
5. Nietzscheizm: Friedrich Nietzsche'nin felsefi görüşlerini ifade eder. Nietzsche, varoluşçuluk ve postmodernizm üzerinde büyük etkisi olan bir düşünürdür. Nietzsche'nin "Tanrı öldü" ifadesi, geleneksel değerler ve inançların sorgulanmasını temsil eder. Dikkat edilmesi gereken nokta, Nietzsche'nin düşüncelerinin genellikle bireysel özgürlük ve insan iradesi üzerine yoğunlaştığıdır.
6. İfade Hürriyeti: Bireylerin düşüncelerini özgürce ifade edebilme hakkıdır. Dikkat edilmesi gereken nokta, ifade özgürlüğünün bazı sınırlamaları olabileceği ve bu hakkın başkalarının haklarını ihlal etmemesi gerektiğidir.
7. İlim: Bilgi edinme, bilgiyi kullanma ve bilgiyi paylaşma sürecini ifade eder. İlim, genellikle bilimsel bilgiyi içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, ilmin doğru ve yanıltıcı olmayan bilgiyi temsil etmesi gerektiğidir.
8. İrfan: İlimden farklı olarak, irfan genellikle daha derin, manevi veya felsefi bir bilgi anlamına gelir. İrfan, genellikle hayatın anlamı, insan doğası ve evren hakkında daha derin bir anlayışı temsil eder. Dikkat edilmesi gereken nokta, irfanın genellikle kişisel deneyimler ve içsel bilgelikten kaynaklandığıdır.
9. Tedebbür: Derin düşünme, düşünce ve tefekkür sürecini ifade eder. Tedebbür, genellikle bir konu, olay veya fikir üzerinde yoğun düşüncenin bir sonucudur. Dikkat edilmesi gereken nokta, tedebbürün genellikle belirli bir bilgi veya anlayışa ulaşma amacıyla yapıldığıdır.
10. Teakkul: Akıl yürütme veya mantık sürecini ifade eder. Teakkul, genellikle bir problemi çözmek veya bir durumu anlamak için kullanılır. Dikkat edilmesi gereken nokta, teakkul sürecinin genellikle mantıklı ve tutarlı bir düşünce sürecini gerektirdiğidir.
11. Tefekkuh: Derin düşünme veya meditasyon sürecini ifade eder. Tefekkuh, genellikle bir konu, olay veya fikir üzerinde yoğun düşüncenin bir sonucudur. Dikkat edilmesi gereken nokta, tefekkuhun genellikle belirli bir bilgi veya anlayışa ulaşma amacıyla yapıldığıdır.
12. Tefekkür: Derin düşünme veya meditasyon sürecini ifade eder. Tefekkür, genellikle bir konu, olay veya fikir üzerinde yoğun düşüncenin bir sonucudur. Dikkat edilmesi gereken nokta, tefekkürün genellikle belirli bir bilgi veya anlayışa ulaşma amacıyla yapıldığıdır.
13. Teb’bud Şartları ve Sıfatları: Kur'an'da belirtilen ve insanın Allah'a kulluğunun gerekliliklerini ve özelliklerini ifade eden kavramlar. Dikkat edilmesi gereken nokta, bu şartların ve sıfatların, insanın Allah'a kulluğunu nasıl ifade etmesi gerektiği konusunda bir rehber olduğudur.
14. Tezekkür: Belirli bir konuyu, durumu veya olayı detaylı bir şekilde düşünme sürecini ifade eder. Tezekkür süreci genellikle bir durumu analiz etmek, anlamak ve değerlendirmek için kullanılır. Dikkat edilmesi gereken nokta, tezekkürün genellikle derin düşünce ve bilinçli farkındalık gerektirdiğidir.
15. Cesaret: Bir bireyin zorluklarla karşılaştığında gösterdiği cesaret ve kararlılık durumunu ifade eder. Cesaret, genellikle risk almayı, zorlukları aşmayı ve hedeflere ulaşmayı içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, cesaretin genellikle kişinin karakterinin önemli bir parçası olduğudur.
16. Hikmet: Bilgelik veya derin anlayış anlamına gelir. Hikmet, genellikle yaşam deneyimlerinden, bilgiden ve içgörüden kaynaklanır. Dikkat edilmesi gereken nokta, hikmetin genellikle derin bir anlayış ve bilgelik gerektirdiğidir.
17. Basiret: İnsanın olayları ve durumları derinlemesine anlama ve değerlendirme yeteneğini ifade eder. Basiret, genellikle bir durumu doğru bir şekilde değerlendirmeyi ve uygun kararlar almayı içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, basiretin genellikle deneyim ve bilgiye dayandığıdır.
18. Feraset: İnsanın içgüdüsel olarak doğru kararlar verme yeteneğini ifade eder. Feraset, genellikle bir durumu hızlı ve etkili bir şekilde değerlendirmeyi içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, ferasetin genellikle içgüdü ve sezgiye dayandığıdır.
19. Gayret: Bir hedefe ulaşmak için gösterilen çaba ve çaba anlamına gelir. Gayret, genellikle hedeflere ulaşmak için gereken çabayı ve kararlılığı ifade eder. Dikkat edilmesi gereken nokta, gayretin genellikle kişinin başarısı için önemli olduğudur.
20. Dirayet: Yetenek, beceri veya yetenek anlamına gelir. Dirayet, genellikle bir görevi başarılı bir şekilde yerine getirmek için gereken yetenek ve beceriyi ifade eder. Dikkat edilmesi gereken nokta, dirayetin genellikle deneyim ve bilgiye dayandığıdır.
21. Adâlet: Doğruluk, eşitlik ve adil davranış anlamına gelir. Adâlet, genellikle bir durumu veya kişiyi adil ve tarafsız bir şekilde değerlendirmeyi ifade eder. Dikkat edilmesi gereken nokta, adâletin genellikle toplumun düzgün işlemesi için önemli olduğudur.
22. Merhamet: Başkalarına karşı gösterilen sevgi, anlayış ve şefkat anlamına gelir. Merhamet genellikle başkalarının acısını anlama ve onlara karşı anlayışlı olma yeteneğini içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, merhametin genellikle insan ilişkilerinde önemli bir rol oynadığıdır.
23. Fazilet: Ahlaki değerler ve erdemler anlamına gelir. Fazilet genellikle doğru davranışı, dürüstlüğü, adâleti ve diğer ahlaki değerleri içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, faziletin genellikle karakterin önemli bir parçası olduğudur.
24. Haysiyet: Bir bireyin saygınlığı, onuru ve değeri anlamına gelir. Haysiyet, genellikle bireyin karakterini, davranışlarını ve değerlerini yansıtır. Dikkat edilmesi gereken nokta, haysiyetin genellikle kişinin kendine saygısının bir göstergesi olduğudur.
25. İnsan Hakları: Her bireyin doğuştan sahip olduğu ve hiçbir şekilde elinden alınamayan temel haklar ve özgürlükler anlamına gelir. İnsan hakları, genellikle yaşam hakkı, ifade özgürlüğü, eşitlik ve adil yargılanma hakkını içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, insan haklarının uluslararası hukuk ve anlaşmalar tarafından korunduğudur.
26. Demokrasi: Halkın yönetimde söz sahibi olduğu ve temsilcilerini özgürce seçebildiği bir yönetim biçimidir. Demokrasi, genellikle ifade özgürlüğü, eşitlik ve adil yargılanma hakkını içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, demokrasinin halkın iradesine dayandığıdır.
27. Laiklik: Din ve devlet işlerinin ayrı olduğu bir sistem anlamına gelir. Laiklik, genellikle din ve devlet işlerinin birbirinden bağımsız olmasını ve her bireyin inanç özgürlüğüne sahip olmasını içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, laikliğin genellikle dini tolerans ve çeşitliliği teşvik ettiğidir.
28. Bilim: Bilgiyi sistematik ve mantıksal bir yaklaşımla araştırma ve açıklama sürecini ifade eder. Bilim, genellikle gözlem, deney ve teorileri içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, bilimin genellikle kanıta dayalı olduğudur.
29. Teknoloji: Bilimsel bilginin pratik problemleri çözmek veya hedeflere ulaşmak için kullanılması anlamına gelir. Teknoloji, genellikle araçlar, makineler, malzemeler, sistemler ve prosedürleri içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, teknolojinin genellikle yaşam kalitesini geliştirmeyi amaçladığıdır.
30. Sanat: Duyguları, düşünceleri veya farklı bakış açılarını ifade etme sürecini ifade eder. Sanat, genellikle resim, müzik, tiyatro, edebiyat ve dansı içerir. Dikkat edilmesi gereken nokta, sanatın genellikle bireysel ifade ve yaratıcılığı teşvik ettiğidir.
1. Anti-Teori (Anti-Nazariye): Karşıt bir durumu, olguyu veya olayı açıklamak için mevcut teorinin karşısında duran düşüncedir. Örneğin, Yaratılış Teorisi, evrim teorisine karşıt bir açıklama sunar. Dikkat edilmesi gereken nokta, bir anti-teorinin de bilimsel kanıtlarla desteklenmiş olmasıdır.
2. Sansür: Basında belirli bilgi ve haberlerin yayılmasının engellenmesidir. Belirli platformlar, hükümetler veya kuruluşlar tarafından kontrol edilebilir. Sansür, halkın bilgi edinme hakkını kısıtlayabilir. Ancak, bazı durumlarda, örneğin zararlı veya yanıltıcı bilgilerin yayılmasını önlemek için gerekebilir.
3. Lamarckizm: Darwinizm'in karşıtı olan ve canlıların evrimleşme sürecini farklı bir şekilde açıklayan teoridir. Lamarckizm, canlıların çevrelerine doğrudan tepki olarak özelliklerini değiştirdiğini ve bu değişikliklerin sonraki nesillere aktarıldığını öne sürer.
4. Kapitalizm: Marksizmin karşıtı olan ve toplumun ekonomik sistemlerini inceler. Kapitalizm, özel mülkiyeti ve serbest piyasayı vurgular. Dikkat edilmesi gereken nokta, kapitalizmin birçok toplum ve devlette ekonomik bir sistem olarak uygulandığıdır.
5. Agnostisizm: Nietzsche'nin felsefi görüşlerinin karşıtıdır. Agnostisizm, insanların tanrının varlığını ne kanıtlayabileceğini ne de reddedebileceğini savunur. Dikkat edilmesi gereken nokta, agnostisizmin genellikle tanrının varlığı veya yokluğu üzerine kesin bir bilgiye sahip olmadığımızı kabul ettiğidir.
6. Sansür: İfade özgürlüğünün karşıtıdır. Sansür, bireylerin düşüncelerini özgürce ifade etme hakkını kısıtlar. Ancak, sansür bazen toplumun genel ahlakını, düzenini veya güvenliğini korumak için gerekebilir.
7. Bilgisizlik: Bilgi edinme, bilgiyi kullanma ve bilgiyi paylaşma sürecinin eksikliğidir. Bilgisizlik, genellikle yanıltıcı bilgi veya bilgi eksikliğini temsil eder.
8. Cehalet: İrfanın zıttıdır. Cehalet, genellikle yüzeyel, sığ veya yanıltıcı bir bilgi anlamına gelir. Cehalet, genellikle hayatın anlamı, insan doğası ve evren hakkında yetersiz bir anlayışı temsil eder.
9. Dikkatsizlik: Derin düşüncenin veya tefekkürün eksikliği anlamına gelir. Dikkatsizlik, genellikle bir konu, olay veya fikir üzerinde yüzeysel veya sığ düşüncenin bir sonucudur.
10. İlgisizlik: Mantıklı düşünme veya akıl yürütme sürecinin eksikliğini ifade eder. İlgisizlik, genellikle bir problemi çözmek veya bir durumu anlamak için kullanılan mantıklı ve tutarlı bir düşünce sürecinin eksikliğini temsil eder.
11. Yüzeysellik: Derin düşünme veya meditasyon sürecinin eksikliğini ifade eder. Yüzeysellik, genellikle bir konu, olay veya fikir üzerinde yüzeysel veya sığ düşüncenin bir sonucudur.
12. Dalgınlık: Derin düşünme veya meditasyon sürecinin eksikliğini ifade eder. Dalgınlık, genellikle bir konu, olay veya fikir üzerinde yüzeysel veya sığ düşüncenin bir sonucudur.
13. İtaatsizlik Şartları ve Sıfatları: Kulluğun gerekliliklerini ve özelliklerini ihlal eden durumlar ve özellikler. İtaatsizlik, genellikle Allah'a karşı isyanı ve itaatsizliği temsil eder.
14. Yüzeysellik: Belirli bir konuyu, durumu veya olayı yüzeysel bir şekilde düşünme sürecini ifade eder. Yüzeysellik süreci genellikle bir durumu anlamak veya değerlendirmek için kullanılır.
15. Korku: Cesaretin zıttıdır. Korku, genellikle zorluklarla karşılaştığında gösterilen çekinceleri ve korkuları temsil eder. Korku, genellikle riskten kaçınmayı, zorlukları önlemeyi ve hedeflerden kaçınmayı içerir.
16. Cehalet: Bilgelik veya derin anlayışın eksikliğini ifade eder. Cehalet, genellikle yaşam deneyimlerinden, bilgiden ve içgörüden eksikliği temsil eder.
17. Görmezden Gelme: İnsanın olayları ve durumları derinlemesine anlama ve değerlendirme yeteneğinin eksikliğini ifade eder. Görmezden Gelme, genellikle bir durumu doğru bir şekilde değerlendirmeyi ve uygun kararlar almayı içermez.
18. Kararsızlık: İnsanın içgüdüsel olarak doğru kararlar verme yeteneğinin eksikliğini ifade eder. Kararsızlık, genellikle bir durumu hızlı ve etkili bir şekilde çözme yeteneğinin eksikliğini ifade eder. Kararsızlık, genellikle belirsizlik, çelişkili bilgiler veya belirsiz sonuçlarla karşılaşıldığında ortaya çıkar.
19. Bağnazlık: Bilgi ve anlayışın genişlemesini sınırlayan dar bir bakış açısını temsil eder. Bağnazlık, genellikle kişinin kendi inançlarına veya görüşlerine sıkı sıkıya bağlı olması ve farklı bakış açılarına kapalı olması ile karakterize edilir.
20. Yetersizlik: Yeteneğin, bilginin veya becerinin eksikliğini ifade eder. Yetersizlik, genellikle bir görevi tamamlamak veya bir problemi çözmek için gereken yeteneklerin yetersizliğini temsil eder.
21. Taviz: Kişinin kendi inançları, değerleri veya hedefleri konusunda verdiği ödünler. Taviz, genellikle bir kişinin kendi prensiplerini veya hedeflerini başkalarının taleplerini veya beklentilerini karşılamak için terk etmesi anlamına gelir.
22. Yabancılaşma: Bir kişi veya grup tarafından sosyal, kültürel veya politik özdeşleşmenin kaybını ifade eder. Yabancılaşma, genellikle kişinin kendi toplumuna, kültürüne veya çevresine yabancı hissetmesi sonucu oluşur.
23. İstikrarsızlık: Bir durum, sistem veya sürecin sürekli değişimini veya belirsizliğini ifade eder. İstikrarsızlık, genellikle belirsiz, tahmin edilemez veya kontrol edilemez durumları temsil eder.
24. Önyargı: Bir kişi, grup veya duruma karşı önceden belirlenmiş veya öğrenilmiş olumsuz tutumları temsil eder. Önyargı, genellikle bilgi veya deneyim eksikliğinden kaynaklanan yanlış veya haksız yargılara yol açar.
25. Kötümserlik: Olumlu sonuçları veya olasılıkları görmezden gelme veya reddetme eğilimini temsil eder. Kötümserlik, genellikle hayal kırıklığı, başarısızlık veya olumsuz sonuçlar beklentisini temsil eder.
26. İzolasyon: Bir kişi, grup veya sistem tarafından sosyal, politik veya kültürel bağlantıların kopmasını ifade eder. İzolasyon, genellikle sosyal destek eksikliği, yalnızlık veya dışlanma duygularını temsil eder.
27. Tüketicilik: Tüketimi teşvik eden veya vurgulayan bir ekonomik ve sosyal düzeni ifade eder. Tüketicilik, genellikle malların ve hizmetlerin sürekli tüketimini teşvik eder ve toplumda aşırı tüketim kültürünü yaratır.
28. Fasit Daire: Bir problemi çözmeye veya ilerlemeye yönelik çabaların, problemi daha da kötüleştiren veya aynı duruma geri dönen bir durumu ifade eder. Fasit daire, genellikle çözümsüz veya umutsuz durumları temsil eder.
29. İnkar: Gerçekliği reddetme eğilimini ifade eder. İnkar, genellikle rahatsız edici veya kabul etmesi zor bir gerçeği kabul etmeme durumunu temsil eder.
30. Manipülasyon: Başkalarını kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirme eğilimini ifade eder. Manipülasyon, genellikle başkalarının duygularını, davranışlarını veya kararlarını kendi lehine çevirme durumunu temsil eder.
31. Pasiflik: Aktif eylemde bulunma veya karşı çıkma eksikliğini ifade eder. Pasiflik, genellikle çatışma veya direnişten kaçınma durumunu temsil eder.
32. İstismar: Başkalarının haklarını, duygularını veya çıkarlarını çiğneme eğilimini ifade eder. İstismar, genellikle başkalarını kendi çıkarları için kullanma durumunu temsil eder.
33. Aşırılık: Bir durum, düşünce veya eylemde aşırıya kaçma eğilimini ifade eder. Aşırılık, genellikle dengesiz veya kontrolsüz davranışları temsil eder.
34. İhmal: Sorumlulukları yerine getirme veya başkalarının ihtiyaçlarına dikkat etme eksikliğini ifade eder. İhmal, genellikle başkalarının ihtiyaçlarını görmezden gelme veya dikkatsiz davranma durumunu temsil eder.
35. Kıskançlık: Başkalarının başarıları, yetenekleri veya sahip oldukları şeylere karşı duyulan haset veya kıskançlık duygusunu ifade eder. Kıskançlık, genellikle başkalarının sahip olduklarına sahip olma arzusunu temsil eder.
36. Öfke: Başkalarına veya durumlara karşı duyulan yoğun öfke veya kızgınlığı ifade eder. Öfke, genellikle haksızlık, tehdit veya hayal kırıklığına karşı bir reaksiyon olarak ortaya çıkar.
37. İsteksizlik: Belirli bir görevi, eylemi veya sorumluluğu yerine getirme konusunda isteksizlik veya direnç gösterme eğilimini ifade eder. İsteksizlik, genellikle motivasyon eksikliği, ilgisizlik veya başarısızlık korkusunu temsil eder.
38. Negatiflik: Olumlu olanı görmeme veya olumsuz olanı vurgulama eğilimini ifade eder. Negatiflik, genellikle umutsuzluk, pesimizm veya negatif düşünce kalıplarını temsil eder.
39. Aşağılama: Başkalarını küçümseme, aşağılama veya değersizleştirme eğilimini ifade eder. Aşağılama, genellikle başkalarının yeteneklerini, başarılarını veya değerlerini küçümseme durumunu temsil eder.
40. Kendi Kendine Şüphe: Kendi yeteneklerine, başarılarına veya değerine yönelik şüphe veya inançsızlık eğilimini ifade eder. Kendi kendine şüphe, genellikle özgüven eksikliği, kendi kendine eleştiri veya başarısızlık korkusunu temsil eder.
41. Huysuzluk: Kolayca sinirlenme, sabırsızlık veya hoşnutsuzluk gösterme eğilimini ifade eder. Huysuzluk, genellikle stres, yorgunluk veya hayal kırıklığına bir reaksiyon olarak ortaya çıkar.
42. Umutsuzluk: Pozitif sonuçlar veya iyileşme umudunun eksikliğini ifade eder. Umutsuzluk, genellikle hayal kırıklığı, pesimizm veya çaresizlik duygularını temsil eder.
43. Aşırı Hassasiyet: Eleştiri, reddedilme veya olumsuz geribildirimlere karşı aşırı duyarlılık gösterme eğilimini ifade eder. Aşırı hassasiyet, genellikle özgüven eksikliği, kendi kendine şüphe veya reddedilme korkusunu temsil eder.
44. İnatçılık: Öğrenme, değişim veya esneklik konusunda direnç gösterme eğilimini ifade eder. İnatçılık, genellikle kendi yolunda olma arzusunu, başkalarının görüşlerini veya önerilerini reddetmeyi içerir.
45. Kibir: Kendine aşırı güven, ego veya üstünlük duygusunu ifade eder. Kibir, genellikle başkalarına karşı üstünlük duygusu veya aşırı özgüveni temsil eder.