Kur'an-ı Kerim, insanların kendi çıkarları uğruna başkalarını kurban etme eğilimine karşı adil bir toplum oluşturmanın yollarını açıkça gösterir. İslam, insanların birbirlerine karşı adil ve merhametli olmalarını, toplumda adaleti ve eşitliği teşvik etmelerini ve tüm insanların hak ve özgürlüklerine saygı göstermelerini emreder.

Kur'an, bireylerin kendi çıkarları için başkalarını kurban etmemeleri gerektiğini vurgular. Bu, özellikle Maide Suresi'nin 32. ayetinde belirtilmiştir: "Kim bir cana kıymayan veya yeryüzünde fesat çıkarmayan bir canı öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmış gibi olur."

Bu, her bireyin hayatının kutsal olduğu ve hiç kimsenin kendi çıkarları için başkalarının hayatını feda etmeye hakkı olmadığı anlamına gelir. Böyle bir eylem, sadece masum bir kişiye zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda toplumun genelinde adalet ve eşitlik ilkelerini ihlal eder.

Kur'an ayrıca, toplumda adaleti ve eşitliği teşvik etmeyi emreder. Bu, özellikle Nisa Suresi'nin 135. ayetinde belirtilmiştir: "Ey iman edenler! Kendiniz, ana-babanız ve yakınlarınız aleyhine de olsa, Allah için şahitlik ederek adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun."

Bu ayet, bireylerin adil olmalarını ve hatta kendi çıkarlarına veya akrabalarının çıkarlarına zarar verebilecek durumlarda bile adaleti sağlamalarını emreder. Bu, Kur'an'ın adalet ve eşitlik ilkelerinin, kişisel çıkarların veya akrabalık bağlarının ötesinde olduğunu gösterir.

Son olarak, Kur'an bireylerin tüm insanların hak ve özgürlüklerine saygı göstermelerini emreder. Bu, özellikle Hucurat Suresi'nde belirtilmiştir: "Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah yanında en değerli olanınız O'na en çok itaat edeninizdir."

Bu ayet, tüm insanların eşit olduğunu ve hiç kimsenin diğerinden üstün olmadığını vurgular. Kur'an, insanların birbirlerinin hak ve özgürlüklerine saygı göstermelerini ve toplumda adaleti ve eşitliği teşvik etmelerini emreder.

Sonuç olarak, Kur'an-ı Kerim, insanların kendi çıkarları uğruna başkalarını kurban etme eğilimine karşı adil bir toplum oluşturmanın yollarını açıkça gösterir. Bireylerin birbirlerine karşı adil ve merhametli olmalarını, toplumda adaleti ve eşitliği teşvik etmelerini ve tüm insanların hak ve özgürlüklerine saygı göstermelerini emreder. Bu ilkeler, daha adil ve eşit bir toplum oluşturmanın temelini oluşturur.

Kur'an-ı Kerim, insanların kendi çıkarları uğruna başkalarını kurban etme eğilimine karşı net bir yol gösterir. İlk olarak, Kur'an-ı Kerim'deki teb’bud şartlarına bakacak olursak; tezekkür, tedebbür, teakkul, tefekkuh ve tefekkür gibi kavramlar, bireyin kendi çıkarlarını değil, Allah'ın varlığını, birliğini ve işlerindeki hikmeti düşünmeyi; Kur'an'ın ayetlerini derinlemesine düşünüp üzerinde tefekkür etmeyi; akıl yürüterek, doğru bilgiye ulaşmayı ve bilgi ve gerçekler üzerine düşünüp anlam çıkarmayı vurgular.

Bu, bireyin sadece kendi çıkarlarını değil, genel olarak insanlık ve adaleti düşünmesini gerektirir. Bu düşünce tarzı, başkalarını kurban etme eğilimine karşı bir koruma sağlar.

Aynı şekilde, Kur'an-ı Kerim'deki teb’bud sıfatları da bireyin kendi çıkarlarından ziyade başkalarının çıkarlarını düşünmeyi ve adil davranmayı teşvik eder. Cesaret, hikmet, basiret, feraset, gayret, hayret, hasret, nusret, mesveret, dirayet, hamiyet, fazilet, hazâket, merhamet ve adâlet gibi sıfatlar, bireyin başkalarına karşı saygılı, adaletli ve anlayışlı olmasını gerektirir. Bu sıfatlar, bireyin sadece kendi çıkarlarını değil, genel olarak insanlık ve adaleti düşünmesini teşvik eder.

Sonuç olarak, Kur'an-ı Kerim'deki teb’bud şartları ve sıfatları, insanların kendi çıkarları uğruna başkalarını kurban etme eğilimine karşı net bir yol gösterir. Bu öğretiler, bireyin sadece kendi çıkarlarını değil, genel olarak insanlık ve adaleti düşünmesini ve başkalarına karşı adil ve anlayışlı olmasını teşvik eder.

Bu durumda, Kur'an-ı Kerim'deki öğretiler, bireylerin kendi çıkarları uğruna başkalarını kurban etme eğilimine karşı bir çözüm sunar. Bu, özellikle Teb’bud sıfatları ve Teb’bud şartları bağlamında, bireylerin başkalarına karşı adil ve anlayışlı olmasını ve genel olarak insanlık ve adaleti düşünmesini teşvik eder.

Bu sıfatlar ve şartlar, bireylerin sadece kendi çıkarlarını değil, genel olarak insanlık ve adaleti düşünmeyi vurgular. Örneğin, merhamet sıfatı, başkalarına karşı şefkatli ve anlayışlı olmayı gerektirir. Bu, bireyin başkalarını kendi çıkarları uğruna kurban etme eğilimine karşı bir koruma sağlar.

Ayrıca, Teb’bud şartlarından olan tezekkür ve tedebbür, Allah'ın varlığını, birliğini ve işlerindeki hikmeti düşünmeyi ve Kur'an'ın ayetlerini derinlemesine düşünüp üzerinde tefekkür etmeyi gerektirir. Bu, bireyin sadece kendi çıkarlarını değil, daha büyük bir resmi görmesini sağlar.

Sonuç olarak, Kur'an-ı Kerim'in öğretileri, insanların kendi çıkarları uğruna başkalarını kurban etme eğilimine karşı bir çözüm sunar. Bu öğretiler, bireylerin sadece kendi çıkarlarını değil, genel olarak insanlık ve adaleti düşünmesini ve başkalarına karşı adil ve anlayışlı olmasını teşvik eder.

Kur'an-ı Kerim'in insanların kendi çıkarları uğruna başkalarını kurban etme eğilimine karşı gösterdiği yol, bireyin kendi hedef ve çıkarlarını değil, genel olarak insanlık ve adaleti düşünmesini teşvik eden bir rota üzerine kuruludur. Kur'an-ı Kerim'deki teb’bud şartları ve sıfatları, insanların kendi çıkarları uğruna başkalarını kurban etme eğilimine karşı koruma sağlar.